28 Ekim 2011 Cuma

Türkcan Seni Unutamam









Türkcan seni anlatmaya nereden başlasam,sözcükleri nasıl toparlasam,cümleleri nasıl sıralasam?


İlkokulda sınıf arkadaşım,alt komşumdun.Sonra aynı mahallede başka bir eve taşınmıştınız.Birbirimizin evine gidip gelirdik ders çalışmak için!Ben tembeldim,benim derdim ders çalışmak değildi,derdim oyun oynamaktı,oyun oynayacağız diye dört gözle beklerdim bizim eve geldiğin zaman... Bizim dar ve uzun koridorda futbol oynardık.Rövanşını sizin evde yapardık,basket de oynardık.Okey taşlarını futbolcu yapıp futbol oynatırdım ben hatırlar mısın,sana da öğretmiştim,ben yavaş ve aheste oynarken sen okey taşıyla bam diye vururdun bilyeye,gol attım,yendim derdin. Ne atari vardı o zaman,ne Playstation,ne bilgisayar,tek oyuncağımız bunlardı işte...

Sizin evin dibindeki Kız Meslek lisesine de giderdik futbol oynamak için... Sana hep boş kaleye gol attığın için beleşçi derlerdi ilkokulda... Seninle top oynarken ettiğimiz kavgaları bile özledim,bir kere top oynarken kavga ettiğimizde;uzaktan akrabalığımız bile var bizim bunla demiştin,hiç unutmam.Uzaktan akrabalık değildi ama şöyle bir yakınlık vardı aramızda:Annesi Nesrin teyze,rahmetli anneannemin komşusuydu,annem ve rahmetli anneannem küçüklüğünü bilirdi annesinin...

Neyse,kavga demiştim, senle dershane servisinde ettiğimiz kavgaları bile özledim,küs duramaz hemen barışırdık,sen küs durmayı sevmedin,servisten eve doğru giderken benim gönlümü alırdın,barışırdık.

Dershane,servis demişken aklıma geldi birkaç sefer rahmetli baban Yakup amca arabayla götürmüştü bizi dershaneye ilkokul 5. sınıfta... Çok severdim onu da şeker gibiydi,espriliydi... 5 yıl öne kaybetmişsiniz,duyunca çok üzülmüştüm,öldükten 1 yıl sonra öğrendiğim için başsağlığı dileyemedim,acını tazelemek istemedim.Bu yüzden hala mahcubum sana karşı...

Servis dedik,5. sınıftaydık,hani ben ilkokula servisle gidiyordum,birgün sen de misafir olarak bindin servise,sonra bana sen niye servisle gidiyorsun,evin yakın,birlikte yürüyelim dedin,ben sonra servisten ayrıldım,çantam ağır geliyordu o yüzden servise biniyordum ama senle konuşa konuşa eve kadar yürürken zaman da çabuk geçiyordu,yol da çabuk bitiyordu,çantanın ağırlığını da hissetmiyordum.

İlkokuldayken birgün sizin evde doğum gününü kutlamıştık hatırlıyor musun? Ben,sen,Rauf,sadece 3 kişiydik ama çok eğlenmiştik.

Yine aynı senelerde bizim evin aşağısındaki kahvede FB-BJK maçını izliyorduk.O zaman maçları Cine 5 veriyordu.Ben Beşiktaşlıyım,sen Fenerliydin.Maç O-O'ken son dakikada Sergen bir frikik atıyordu hani,çocukluk arkadaşım Burak'la 50 kuruşuna iddiaya girmiştiniz.Sen atamaz demiştin,Sergen golü atmıştı.Belki de tek borcun o 50 kuruştu,çünkü sen kimseye borçlanmazdın.Yine öldüğün gün de bir Fenerbahçe-Beşiktaş derbisi vardı,ne yazık ki izleyemedin!



Rauf,Beşiktaş-Fenerbahçe demişken hani Rauf'la beni bir günlüğüne Fenerbahçeli yapmıştın okuldan eve dönerken hatırlar mısın,seni kıramamıştık olduk demiştik.Eve dönünce düşündüm,bunun ne kadar mantıksız olduğunu anlayıp Beşiktaş'a geri döndüm.Yarım saatlik bir Fenerbahçeliliğim var sayende...



İlkokul andacında sanık sandalyesi diye bir bölüm vardı hatırlarsın;senin suçun orada ikametgah değiştirmekti,benimkisi karate yapmak... Andaçta benimle ilgili;''Aramızda kalsın ama size tavsiyemiz sinirliyken yanına yaklaşmayın.Çünkü böyle anlarda kafa veya kolla kurtulmak mucizedir'' diye yazmıştın.





Yıllar sonra ilkokul arkadaşlarıyla toplandığımızda görüşmüştük,Güzelyalı'dan,İnciraltı'na,oradan Alsancak'a baya gezmiş,eğlenmiştik.Dönüşte senin arabada çantamı unutmuştum.Telefonumun şarjı bittiği için cep telefonunu da kaydedemiştim.Andaçtan buldum ev telefonunu,biz ilkokuldayken cep telefonu yoktu malum... Evin yakın zaten gittim hemen aldım.



Ondan sonra bir de yine ilkokul arkadaşlarıyla toplanıp İnciraltında kahvaltıya gitmiştik birlikte...Ondan sonra bir daha görüşemedik ne yazık ki!..



En son seni Güzelyalı'da bir kafede görmüştün,yanında kız arkadaşın olduğun için çekindim,yanına gitmedim.Nereden bilebilirdim ki son görüşüm olacağını? Bilseydim yanına gelmekle kalmaz,bıktırana,sen beni kovana kadar son kez uzun uzun geçmişten,anılardan... konuşurdum.





Her ölüm erken ölümdür der şair Cemal Süreya,senin ölümün baya erken oldu be Türkcan,kalleşçe,kahpece,şerefsizce bir kurşunla...Ah Türkcan ah!



Andaçta senin için yazıldığı gibi;''Senden ayrılacağımıza asla üzülmüyoruz çünkü sen bizim kalbimizde ve gönüllerimizde hayat boyu yaşayacaksın.Sen unutulup gidecek biri değilsin.''



Şimdi ben Kız Meslek lisesinin,sizin evin oradan nasıl geçeceğim Türkcan,Kız Meslek Lisesine oy kullanmaya giderken bile ayaklarım geri geri gidecek,ah Türkcan ah!..



Önce Hasan Berk gitti genç yaşta trafik kazasıyla aramızdan,şimdi de sen...





Bu satırları yazmak için gözyaşlarımın kurumasını bekledim,gözyaşlarım bu satırların sonunda tekrar sel oldu.Toprağın gözyaşlarıyla ıslansın ,toprağın bol olsun...Yakup Amcaya ve Hasan Berk'e selam ve sevgilerimi ilet.Nur içinde yat.






Hiç yorum yok:

Yorum Gönder