12 Ağustos 2011 Cuma

Can'dır Yücel



Hep doğum günü yazacak değilim,bugün de bir ölüm yıldönümünü yazacağım.12 yıl önce 12 Ağustos'ta aramızdan ayrıldı şair Can Yücel.
1-Avşa adasında üç daire, dört üçgen, beş dikdörtgen2-Gökyüzünde bi bulut3-Bitliste beş minare4-Bir yazlık biri kışlık iki platonik sevgili5-Büro mobilyası ve çelik kapı üreten bir fabrikanın öğle üzeri yaslanıp sigaraiçilen beyaz duvarı6-Islıkla da çalınabilen dört anonim türkü7-Palandökende bi palan, iki döken8-Kostamonu da üç kasto9-Üç fay hattı10-Bir çarşamba, iki perşembe, üç cuma11-Dünyada mekan12-Ahirette iman13-Denizde kum14-Uzayda yerçekimsizlik15-Bi çuval gazoz kapağı16-Bi kiprit kutusu sigara izmariti17-Onsekiz saç biti18-Biri ingilizce 6 adet küfür19-Yirmi tane boş naylon poşet20-Sevenlerin kalbinde kurulmuş bir taht21-Bi sürü saç sakal, kıl, tüy, yün22-Üç ayrı parkta üç ayrı belediyeye ait üç ayrı banka reklamlı bank23-Bi ayakkabı çekeceği24-Üç don lastiği25-İki büyük taş kütlesi 26-Bir adet ağaç gölgesi27-Üç kuş kanadı sesi28-Bi sürü kedi köpek29-Bi marmara denizi30-Camına yaslanıp seyredilen iki piliç çevirmeci31-Her aksam karıştırılan dört çöp bidonu32-Çalip çalip kaçılan beş melodili apartman zili 33-Nakit 15 lira34-Anne babadan kalma yarısı yaşanmış bi ömür... şeklinde açıkladığı malvarlığını miras olarak bıraktı.


Atatürk dönemi milletvekili,İsmet İnönü döneminin Milli Eğitim Bakanı,Köy Enstitülerinin mimarı Hasan Ali Yücel'in oğludur Can Yücel.



''Sene 1943.*
Ankara Atatürk Lisesi’nin en pırıltılı iki öğrencisi
-birbiriyle canciğer- devlet bursuyla yurtdışında eğitime gidebilmek için, Milli
Eğitim Bakanı’nın makam odasına girerler. Bakan bakar çocuklara, “sen oğlum,
fazlasıyla hak ettin, gideceksin” der... Sonra öbürüne döner, “sen oğlum,
fazlasıyla hak ettin ama, gönderemem, kalacaksın” der. Çocuklar çıkar
odadan...*
“Kalan” elini cebine sokar, yıllardır biriktirdiği harçlıklarını
“giden”e uzatır, al bunu lütfen, hiç olmazsa amacımı kısmen gerçekleştireyim
der... Kucaklaşır, vedalaşır iki arkadaş.
*
Giden, Gazi Yaşargil.*
Kalan, Can Yücel.


Milli Eğitim Bakanı’nın oğlu!''(Yılmaz Özdil-KPSS-Hürriyet) http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/15620973.asp

Lafını esirgemeyen,yeri geldi mi küfürü basan,göte göt demeyi bilen biridir Can Yücel.


Can Yücel,yazılarında göt kelimesini kullandığı için mahkemeye verilir.Can Yücel mahkemede şu fıkrayı anlatır:Bir köyde ateşli bir hasta vardır,kasabadaki doktora götürülür.Doktor fitil verir,köylülere fitili anüsten vermesini söylerler.Köylüler tabii anüs nedir bilmez,koskoca devletin doktorunu aramaya çekinip muhtara haber verirler,muhtar doktoru arar.-Biz ne yapacağımızı bilemedik dohtor bey.Muhtar,köylülere döner:Makattan verin dedi dohtor der.Makat nedir,onu da bilememiş tabii köylüler,bu sefer ihtiyar meclisi toplanmış,yine biri aramış doktoru,çok kızacak doktor çok diye söylenmişler kendi aralarında... Sonunda doktoru arayan köylü,dedim ben size çok kızacak diye,götüne sokun dedi :Can Yücel,ne diyeyim hakim bey,bizim köyde göte göt derler diye bitirir savunmasını ve beraat eder.


Can Yücel'e bir televizyon programında bir öğrenci,soru sormuş olmak için sorar:Hangi takımı tutuyorsunuz? Can Yücel:Valla eşimle ben genellikle benim takımlarımı tutuyoruz.


Yine bir televizyon programında rahmetli Duygu Asena,Nazım Hikmet için kartpostal şairi demiştir.Can Yücel,televizyona bağlanarak Duygu hanım,kart sizsiniz,postal da size girsin diyerek telefonu kapamıştır.



Can Yücel'e sorarlar:Zeki Müren'e niye paşa diyorlar? Can Yücel:Paşalara ibne diyemedikleri için ibnelere paşa diyorlar.



Komünizmle ilgili bir tartışmada Can Yücel'e de fikrini sormuşlar. Can Yücel:Türkiye'de komünist olmak tüzük değil büzük ister.


Bir kadın;Can Bey, sizin hayranınızım der.Can Yücel:Yatalım o zaman.Kadın:Aşkolsun.Can Yücel:Aşk da olacak tabii...


Can Yücel birgün sarhoşken gökyüzüne bakar,Can Yücel'den şairane bir söz bekleyen arkadaşı sorar:Baba ne görüyorsun? Can Yücel:Çok sarhoşum,a.. koyayım.


Can Yücel'in Yeni Türkü tarafından bestelenen Başka Türlü Bir Şey şiiri ile yazıyı bitirirken ışıkla kal Can Yücel diyorum.


BAŞKA TÜRLÜ BİR ŞEY


Başka türlü bir şey benim istediğim


ne ağaca benzer, ne de buluta


burası gibi değil gideceğim memleket


denizi ayrı deniz,havası ayrı hava..



bir başka yolculuk dalından düşmek yere


yaşadığından uzun


bir tatlı yolculuk dalından inmek yere


ağacın yüksekliğince


dalın yüksekliğince rüzgarda


ve bir yeni ömür


vardığın çimen yeşilliğince


nerde gördüklerim


nerde o beklediğim


rengi başka tadı başka..

Arda GİRGİN






7 Ağustos 2011 Pazar

90 Dakikanın 25'ini Bitirdim




Yaş 35 yolun yarısı diyor Şair Cahit Sıtkı Tarancı.Şair hesabına göre yolun 3'te birini tamamladım.Feridun Düzağaç bu hesaba itiraz ediyor ve şair çok iyimsermiş diyor F.D. şarkısında.


Ahmet Hakan Ağustosta doğanların doğum günü trajedisini yazmıştı Hürriyet'teki bir yazısında:
''Şöyle mis gibi eylülde ya da mayısta doğsaydım, dünyanın en muhteşem doğum günü partisini verebilirdim.
Fakat benim ve benim gibi ağustosta doğanların böyle bir şansı yok.
Düşünün:
Arkadaşların her biri bir yana dağılmış.
Kimi Bodrum'da, kimi Çeşme'de, kimi dünya turunda, kimi memleketinde...
Kimi arasan telefonu kapalı...
Telefonu açık olanlar da bambaşka âlemlerde...
Kimseyi bir araya getiremiyorsun.
Getirebildiklerinle de hep fazlasıyla eksik, hep fazlasıyla sönük, hep fazlasıyla başarısız bir kutlama ortaya çıkıyor.
Bir ara Twitter'da bu dramdan söz etmiştim.
Temmuz ve ağustos doğumluların hepsi aynı dertten yakınan feryatlarla yaklaştılar olaya.
O zaman ‘Ağustos ve temmuzda doğan zavallılar için bir parti' düzenleme fikri doğmuştu.
Sanırım o fikri yeniden ele almanın vakti geldi''.

Benim doğum günlerim de hep çadırda,karavanda geçti,hiç İzmir'de doğum günü kutlamadım,yazın doğmak,yaz çocuğu olmak böyle birşey herhalde...


William Shakaspeare,''hayat bir sahnedir diyor,insanlar girerler ve çıkarlar''.
Ben bu sahnede hepimizin birer figuran olduğumuzu ve rolümüzün yönetmene bağlı olduğunu,yönetmene sınırsız itaat ile bağlandığımızı ve bize biçilen senaryoyu oynadığımızı,hiçbirimizin son sahnemizi bilmediğini düşünüyorum.

Ben ayrıca hayatı 90 dakikalık bir futbol maçına benzetiyorum.Her dakikayı yıl gibi düşünürsek;kimisi 90 dakikayı tamamlar,kimi uzatmalara kalır,kimi ise maça erkenden veda eder.Ben 25.dakikayı tamamladım bu maçta,dakikalar hızla ilerliyor ve top yuvarlak,ne zaman ne olacağı belli olmaz,hakem de çok adil değil;kimini hiç sebepsiz maçın başında oyundan atıyor.

Hayat yaşla değil yaşamakla anlaşılır diyor Andre Gide.Bence hayatı anlamaya çalışmak beyhude bir uğraştır,anlayamayız ama anlamlandırabiliriz.

Hayat bir define avı değildir,hayatın kendisi bir hazinedir diyor Denis Waitley.Hayattan şikayet edenler,ondan olmayacak şeyler isteyenlerdir diyor Ernest Renan.Bu iki sözün anlamını ve önemini askere gidip gelmesem anlayamazdım.Askerdeyken hayatın hazine olduğunu anlıyorsunuz ve sivilde hayattan olmadık şeyler istediğimizi,gerçekleşmeyince şikayet ettiğimizi çok iyi anladım.Askerlik bu açıdan iyi bir okul oldu bana.Özgürlüğün ne kadar değerli olduğunu,servet verseler özgürlüğe değişmeyeceğinizi orada iyi anlıyorsunuz.

John Christian'a göre silgi kullanmadan resim çizme sanatına hayat diyoruz.Evet ne yazık ki silgimiz yok geçmişi silemiyoruz,hatalarımızı düzeltemiyoruz.Ancak Bernard Shaw,hata yapılarak geçirilmiş bir hayat,boşa geçirilmiş yaşamdan daha yararlı ve şereflidir diyor.

Ben yılların geçmesini niye kutladığımızı anlayamadığım gibi bir yıl daha yaşlanmamızı,hayatımızdaki bir senenin daha eksilmesini niye kutladığımızı da anlayamıyorum,ayrıca 1 yılı aşkın süredir işsizim,bir yaşıma daha işsiz girmem de kutlanacak bir durum değil!Yıllar geçtikçe de geçmişe özlemim,pişmanlıklarım,keşkelerim artıyor.Ama herşeye rağmen hayat güzeldir,yeter ki anlayalım,anlamlandıralım, kıymetini bilelim.

Not:Özlü sözler için Genç Gelişim Dergisinin verdiği Başarının Şifreleri kitabından yararlandım.




Arda Girgin

5 Ağustos 2011 Cuma

Cumhuriyet Halk Fıkrası








Seçimden önce yazmayayım,eleştirmeyeyim,
yıpratmayayım,AKP'nin ekmeğine yağ sürmeyeyim dedim.Seçimden sonra Twitter'da birkaç şey yazdım,CHP'lilerce CHP düşmanı ilan edildim.Oysa Baykal'ın başında olduğu Atatürk'ün CHP'sine 2007 ve 2009 seçimlerinde gözü kapalı oy vermiş biriydim.

CHP'de Baykal sonrası ciddi bir çizgi değişimi var,Baykal'ın Atatürk milliyetçisi çizgisini terk etmiş,BDP'ye yakınlaşmış durumda CHP,genel af diyor,özerklik diyor,kan kanla temizlenmez,terör silahla çözülmez diyor,Anayasadan Türk kelimesi çıkarılsın diyor,Mustafa Muğlalı'nın ismi kışladan silinsin diyor,BDP ağzı ile konuşuluyor.


Denizciler gitti,Sav'cılar gitti Sezgin'ler geldi, Mustafa Kemal'ciler gitti Gandi Kemal'ciler geldi,budur Yeni CHP'nin özeti.

Her kafadan ayrı bir ses çıkıyor CHP'de,rotası belli olmayan bir gemi gibi acemi bir kaptanın dümeninde savrula savrula gidiyor CHP.CHP ile uzaktan yakından ilgisi olmayan DSP'liler,Mümtaz Soysal'ın seçime bile giremeyen BCP'sinden insanlar,yetmez ama evetçiler,2.Cumhuriyetçiler,Sorosçular,Kürtçüler,Fettullahçılar paraşütle getirilip milletvekili yapılırken parti için gecesini gündüzüne katan 40 yıllık CHP'liler aday bile gösterilmedi.


Bu sonradan CHP'lilerden Binnaz,ben Türkiye'de şeriat tehlikesi olduğuna inanmıyorum dedi sırıta sırıta,CHP'nin laik seçmenin hassasiyetlerini hiçe sayarak!Ondan sonra tam seçim arifesinde Zincirlikuyu Mezarlığındaki ''Her canlı ölümü tadacaktır'' ayeti sinir bozucu diyerek bu defa dindar seçmeni karşısına aldı,CHP'yi din düşmanı gibi gören,gösterenlere malzeme verdi.
Sonradan CHP'li bir başka PM üyesi Enver,''Ne Mutlu Türküm Diyene'' söylemi otoriter bir anlayış ve talihsizlik dedi.andımız kalkmalı yerine Hrant Dink'in eşinin mektubu okunmalı gibi saçma sapan,CHP tabanına ters gelen şeyler söyledi,bir başka Yeni CHP'li PM üyesi Fettullah Gülen kanaat önderidir,ona karşı çıkan komünisttir dedi! Yeni CHP'den bu sözlerin hiçbirine tepki gelmedi.Habur'dan gelenlerin avukatı,PKK yandaşı Sezgin Tanrıkulu genel başkan yardımcısı ve milletvekili yapıldı.Sonunda seçime gidildi ve Baykal gelsin CHP tek başına iktidar olur diyenler duvara tosladı,fena çuvalladı.Demek ki işine geldiğinizde biz Mustafa Kemal'in CHP'siyiz,işinize gelmediğinde biz yeni CHP'yiz demekle,bir Gandi,bir Ecevit olmakla,içi boş Devrimci Kemal söylemiyle olmuyor bu iş!


Seçimden sonra tutuklu iki milletvekiliye sahip çıkmak adına yemin etmeme kararı aldı CHP,bana göre yanlıştı bu karar,BDP,Sezgin Tanrıkulu çizgisiydi bu,CHP mecliste yemin edip iki milletvekili için mecliste mücadele etmeliydi.Bir karar alındıysa da arkasında durulmalıydı.Başbakan tükürdüklerini yalayacaklar lafından çok geçmeden tükürdüğünü yaladı yeni CHP! İsa Gök gibi sözünün eri,onurlu milletvekili hariç tam kadro yemin etti.Başbakan da CHP diklendi ama dik duramadı diyerek şu Nasrettin Hoca fıkrasıyla alay etti CHP ile haklı olarak:'Kahvede bir masa sohbetinde yeni yemekler bulma fikri ortaya atıldı. Hoca bunu sonuna kadar dikkatlice dinledi ve gayri ihtiyari:- “Ben de bir defa kar ile ekmek yemeğini hazırlamıştım, ama o benim bile hoşuma gitmedi”.


CHP'nin Kemal Kılıçdaroğlu başkanlığında yaşadığı diğer fıkra gibi olayları da ben yazayım(Yürüyen merdivene ters binme,30 Ağustos'ta ve benzeri seremonilerde yaşanan ayağa kalkıp kalkmama tereddüdü,yaz tatilinde askerlik gibi komedilere girmeyeceğim):


1-Kemal Kılıçdaroğlu,referandumda halkı hayır oyu vermeye davet ederken kendisi oy kullanamadı.Böylece söylemleri ile benzeştiği BDP'nin boykot çizgisine gelmiş oldu.İnternette BDP, bilseydik ittifak yapardık açıklaması yaptı diye geyikler döndü.

2-Seçimden önce 29 ilde ön seçim kararı aldılar,Denizli'ye ikinci sıraya kontenjan koydular,bu kontenjanı kullanmadılar,YSK bu kontenjanın kullanılması gerektiğini açıklayıp uyarınca unuttukları(belki de cemaatten korktular) İlhan Cihaner'i aday göstermek geldi akıllarına birden,seçmen baskısıyla!

3-Genelbaşkan yardımcısı Sezgin Tanrıkulu,terör olaylarından sonra açıklama yaptı,partisi arkasında duramadı.Kemal Kılıçdaroğlu,''Herhalde internet ortamındaki kendi trafikleri içinde bir yoğunluk ya da aksaklık oldu. Bizim tavrımız yok'' gibi saçma sapan bir açıklama yaptı.

4-CHP Ankara il başkanı sabah istifa etti,istifası kabul edildi,öğleden sonra yeniden atandı.

Bunların hepsinin fıkradan farkı yok,daha nice fıkralık olay var yeni CHP'de, benim aklımda kalanlar bunlar sadece...Mustafa Kemal'in Cumhuriyet Halk Fıkrası,Gandi Kemal'in Cumhuriyet Halk Fıkrası oldu.

BDP özerklik ilan ediyor,kriz geliyor,yeni anayasa tartışmaları,şike operasyonu var,bir günde bir düzineden fazla şehit verdik,bay Kemal tatildeydi,tepki duymadık hiç kendisinden! Seçim meydanlarında ben hesap uzmanıyım diye caka satıyordu,Hesap Uzmanları Kurulu kaldırılıyor,ses yok,tepki yok beyefendiden,tükürdüğünü yaladı,yemin etti ya,iyi tatiller,aman tatilinizi bozmayın,iyice dinlenmeyi hakettiniz!Can Ataklı'nın yazdığı gibi yaz uykusuna yatıp, tükürdüklerinizi hazmetmeye mi çalışıyorsunuz?
Arda GİRGİN
http://bihaberport.blogcu.com/mustafa-muglali-olayi-ve-kilicdaroglu/8781816
http://bihaberport.blogcu.com/sav-in-onder-inizi-gitsin-sav-unmayin/9114825

20 Temmuz 2011 Çarşamba

Kıbrıs Barış Harekatı ve Kaddafi



Ne zamandır rüzgara karşı duran, aykırı bir Kaddafi yazısı yazmak istiyordum,kısmet bugüneymiş.Bu yazının Kıbrıs Barış Harekatının 37. yıldönümüne denk gelmesi iyi oldu.Kaddafi ile Kıbrıs'ın ne ilgisi var diyeceksiniz,anlatayım:




1974 Kıbrıs barış harekatında sözüm ona din kardeşimiz olan,halkı din imanla uyutup,halka dini baskı uygulayıp,dini imanı para olan,emperyalistlerle kolkola olan ülkelerin hiçbiri bize yardım etmezken bize tek el uzatan Albay Kaddafi ve onun Libyası olmuş.4 uçak dolusu silah ve malzeme Türkiye'ye gönderilmiş.Silahların parasını ödemek ve yeni silah almak istediğimizde de sizden para almayız,depolarda ne kadar silah,malzeme varsa hemen gönderelim demiş.Evet Kaddafi Türkiye'ye zor gününde yardım ettiği gibi verdiği verdiği silahların parasını almayı dahi kabul etmemişti.Bu konuda ayrıntılı bilgi için Tufan Türenç'in bir Kaddafi anısı yazısını okumalısınız.http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/17115996_p.asp

Kaddafi'den insan hakları madalyası alan başbakan,önce Nato'nun Libya'da ne işi var dedi,sonra Nato Libya'ya girerse Libya'nın Libyalılara ait olduğunu tescil için gitmelidir dedi(Sanki Libyanın Ugandalılara ait olduğu iddia ediliyordu) En son Nato'nun Libya'ya girmesinde Türkiye öncü olmuştur diyerek,stratejik dış politikamızın ne kadar tutarlı olduğunu dünyaya ilan etti!

Diplomatik ilişkiyi tamamen kestik şu anda Libya ile,zor günümüzde yanımızda olan Kaddafi'yi Libya'nın zor gününde sattık.Kaddafi delidir,eli kanlı bir diktatördür,o ayrı bir mesele,şu anda emperyalizme karşı tek başına kahramanca mücadele ediyor.



Kıbrıs Barış Harekatının 37. yıldönümü bugün,bütün imkansızlıklara rağmen o harekatı yapan,Türkiyeye toprak katan Ecevit hükümetine,şehitlerimize,gazilerimize,Fazıl Küçük'e,Rauf Denktaş'a şükran borçluyuz.Clinton önünde el pençe divan durmakla eleştirilen Ecevit,Amerika'ya,ambargoya rağmen Kıbrıs'a çıkma cesaret, gösterebilmiştir.Haşhaş ekmeyeceksin diyen Amerika'ya ben ekerim karışamazsın diyebilmiştir.Yine Irak savaşına karşı çıktığı için Amerika eliyle,Derviş marifetiyle devrilmiştir.Atatürk'ün,İnönü'nün,Ecevit'in CHP'sinin milli duruşunu Baykal başarıyla,inatla,ısrarla devam ettirmiştir.O da kaset marifetiyle devrilmiştir.Yeni CHP yaratılmıştır,ne yazık ki bu milli çizgiden sapmıştır CHP,dış politikada Onur Öymen,Şükrü Elekdağ gibi milli çıkarları savunan isimler tasfiye edilmiştir. Ecevit'in Clinton karşısında elpençe divan durduğunu iddia edenler keşke elpençe dursa da Ecevit'in yaptıklarının yüzde 1'ini yapmaya yürekleri olsa...Dik durmak,tek karelik bir fotoğrafla olmuyor.Dikleşmeden dik durduklarını ilan edenler ABD istedi diye Türkiye'yi Irak'ta 1 milyon müslüman katliamına ortak yapmaya çalıştılar(3 kuruşluk hibe için kanın pazarlığını yaptılar ABD ile,Bush bunlar at pazarlığı yapıyorlar dedi),ABD'nin Türkiye'nin de içinde bulunduğu ülkelerin sınırlarını değiştirme projesi olan BOP'un eşbaşkanı oldular.(Şu an aynı proje uygulanıyor,Arap baharı dedikleri Arap ülkelerindeki isyanlar da bu planın parçası,Obama sadece emperyalist Amerika'nın makyajıydı.)Bunların danışmanı,ABD'ye gidip,bu adamı kullanın deliğe süpürmeyin dedi.(Şu an bunu yapıyorlar)Libya'yı sattıkları gibi,daha düne kadar kardeş ülke ilan ettikleri,vizeyi kaldırdıkları Suriye'yi de ABD istedi diye sattılar.Kıbrıs'ta daha düne kadar milli kahraman Denktaş'ı çözümsüzlükle suçladılar,şimdi Denktaş gitti,çözümsüzlüğün adresinin Denktaş olmadığı,Rum tarafı olduğu anlaşıldı.Rum tarafı,Kıbrıs'ta Türkün adını,haklarını da askerini, ulusal kimliğini de istemiyor.Türkiye'yi AB minderine çekip,Türkiye'yi AB'ye istiyormuş gibi yapıp,adayı komple işgal etmek,Türkleri adadan tamamen defetmek istiyor,Kıbrıs'ı versek de bizi AB'ye almayacaklar o da ayrı bir mesele... Kimsenin tanımadığı KKTC'nin ayrı bir devlet olduğunu iddia etmemiz de artık sorunu çözmüyor,peki çözüm ne olmalı,Saadettin Tantan da bir ara dile getirmişti,çözüm bence Hatay modelidir,KKTC'yi 82. vilayet olarak Kıbrıs ya da KuzeyKıbrıs adıyla anavatana katmak,Türkiye'yi de tanımayacak halleri yok,tanımazlarsa tanımasınlar,AB,ABD ne derse desin,yeter artık onların dediklerini dinlediğimiz,biraz da onlar Türkiye ne diyor ona baksınlar.


İyi ki doğdun yavru vatan,iyi ki varsın,sonsuza kadar var olmalısın.

Arda GİRGİN


































































18 Temmuz 2011 Pazartesi

APO'ligize



Bu yazı Apo'ya yazılmış bir özür mektubudur!


Sayın Öcalan,

40 bin kişiyi öldürdün,sana sayın,şehitlere kelle dendi.Amerika seni paketledi,kargo ile Kenya üzerinden bize teslim etti,asmayacaksın dedi,adil yargılayacaksın dedi,onu dinledik,asmadık,besledik,seni İmralı'da krallar gibi yaşatıyoruz.Yalnız kalıyorsun sıkılma diye arkadaş da gönderdik yanına,masa tenisi oynuyorsunuz,tavla oynuyorsunuz.Bak Mustafa Balbay'ın,Tuncay Özkan'ın,diğer tutuklanan gazetecilerin,seni sorgulayan paşanın,seninle savaşan paşaların koşulları senden daha kötü,haline şükret! Bir kuş sütün eksik,o da olur inşallah!Ev hapsi istiyorsun,bence sana saray yaptıralım İmralı'ya,Habur'dan gelip davulla zurna ile karşılanan,ayaklarına çadır mahkemesi kurulan teröristlerin bayan olanlarından sana harem kuralım,erkekleri de ayak işlerinde kullanırsın.Yetmez Ama Evet değil mi Apo,pardon sayın Öcalan! Vatan için kurşun yiyen de şereflidir deyip,180 derece dönen Mümtaz'er seni paşa yapmak gerektiğini söylüyor,onu dinlemedik seni hala paşa yapmadık,kusura bakma!Kürt açılımının sonunda inşallah paşa olacaksın,anlaştığını açıkladın zaten devletle,seninle pazarlıklar sürüyor,terörle mücadele süreci bitti,müzakere süreci başladı değil mi Apo?!


Seni dinlemiyorlar galiba Apo,sen devletle anlaşıyorsun,adamların teröre,can almaya devam ediyor,şunların kulaklarını çek de şu terörü bitir be Apo! Devlet diz çökmüş sana yalvarıyor,daha ne yapsın Apo,tek çare sensin,ordu perişan,terörle savaşan komutanlar içeride, teröristlerine dur diyecek bir tek sen varsın,durdurursan paşa olursun!,ne demişti Özal senin için,ne işi var dağda parti kursun,halk desteği varsa başbakan olsun,benim generallerle aramı bozmasın,Özal'ı dinle Apo,federasyonu bile tartışırız demişti!Şimdi bırakın tartışmayı,demokratik özerkliği tek taraflı ilan ediyor senin partin Apo,nereden nereye,ileri demokrasi var memlekette Apo!Daha ne istiyorsun be Apo?!


Saygılarımla.


Evet başlığı İngilizce attım,belki İngilizce konuşup,yazan,İngiliz gibi düşünüp yaşayan,Türk olduğunu iddia edenler birşey anlar diye,gerisini niye İngilizce yazmadın derseniz,İngilizcem ancak başlığa yetiyor,ismim Arda,elimden gelen burda!Hala anlamadılarsa yapacak birşeyim yok!13 şehit de APO'litikleri gaflet uykusundan uyandırmaya yetmemişse,uyumaya devam etsinler,uykularını bölmeyelim.Aziz Nesin'in dediği gibi:

(Bir gün bu memleketin yanağına öpücük, başucuna da bir not bırakıp gideceğim, "Öyle güzel uyuyordun ki uyandırmaya kıyamadım)!"

Arda Girgin



13 Mayıs 2009 Çarşamba

Fenerbahçe Türkiye Kupasını En Son Aldığında






Fenerbahçe dünya kupasını en son 1983'te aldığında ben dünyada yoktum,dünyaya gelmeme 3 yıl vardı.Bir çok Fenerli de dünyada yoktu.

Fenerbahçe'nin resmi sitesinde futbolcuların yaşlarına baktım,Türkiye kupasını görmüşler mi, kaç yaşında görmüşler diye araştırdım.

Fenerbahçe,en son Türkiye kupasını aldığında;

Volkan Demirel:2 yaşında
Diego Lugano:3 yaşında
Yasin Çakmak: Doğmasına 2 yıl var.
Can Arat:Doğmasına 1 yıl var.
Önder Turacı:2 yaşında.
Alex De Souza:6 yaşında
Selçuk Şahin:2 yaşında
Semih Şentürk:Daha 1 aylık bebek.
Deniz Barış:6 yaşında
Uğur Boral:1 yaşında.
Ali Bilgin:2 yaşında.
Kazım Richards:Doğumuna 3 yıl var.
Edu De Souza:2 yaşında.
Deivid De Souza:4 yaşında.
Roberto Carlos:10 yaşında.
Gökçek Vederson: 2yaşında.
Gürhan Gürsoy:Daha doğumuna 4 yıl var.
İlhan Parlak:Doğumuna 1 yıl var.
Gökhan Gönül:Doğumuna 2 yıl var.
Volkan Babacan:Doğumuna 5 yıl var.
Mert Günok:Doğumuna 6 yıl var.
Uğur Aslan Kuru:Doğumuna 6 yıl var.
Burak Yılmaz:2 yıl sonra doğdu.
Daniel Guiza:3 yaşında.
Emre Belözoğlu:3 yaşında.
Josico:8 yaşında.
Abdülkadir Kayalı:Doğumuna 8 yıl var.
Gökhan Emreciksin:Doğumuna 1 yıl var.

Fenerbahçe'nin A takım kadrosunda Türkiye kupasını göremeyen
12 tane futbolcu var;bunlardan 4'ü;Volkan Babacan,Gökhan Emreciksin,Kazım Richards,Gökhan Gönül) dünkü Beşiktaş'la oynanan kupa finali maçının 18 kişilik kadrosundaydı.

Ben Fenerli olsam 26 senelik kupa hasretine dayanamaz,Türkiye kupasını çalardım.

3 Mayıs 2009 Pazar

Barack Tarih Yargılamayı Obama

Barack Tarihimizi Yargılamayı Obama
27/4/2009 ·



Obama'nın Türkiye için Bush'tan daha da puşt olduğunu zaman gösterecek.Obama'nın başkan yardımcısı Türkiye karşıtı lobilere yakın Biden'siz.Türkiye'yi Kıbrıs'ta da işgalci olarak görüyorlar.Obamanın dünyaya barış getireceği de palavra ve saflıktan başka bir şey değil.İsrail yanlısı politika devam edecek,Davos olayından sonra Obamanın temsilcisinin Türkiye'ye gelmekten vazgeçmesi de bunun göstergesi.Savaş ekonomisine ve kendine bir düşman yaratarak gücünü ve liderliğini sürdürmeye dayalı ABD siyaseti devam edecek.

Obama,soykırım demesin diye Azeri kardeşlerimizi küstürmek pahasına Ermenistanla yakınlaştık ve Obama konuşmadan bir gece önce Ermenistan'la yol haritasında mutabık kaldığımız açıklandı,ara bulucumuz da manidardı,soykırım yapılmadı diyenleri tutuklamaya kalkan İsviçre!Ermenistan devlet başkanına nasıl bir taahhütte bulunulduysa adam ben Türkiye'ye maça gelene kadar sınırlar açılır diyor,hükümetimizden hiç bir cevap gelmiyor.Sınırı açacaksın,Ermenistan Karabağ işgalinden,3 T(Toprak,Tanıma,Tazminat) talebinden vazgeçecekmi?! Hayır,seneye yine Obama soykırım demesin diye yine yeni tavizler isterler.Sınırın açılması
karşılığında Ermenistan'ın kazancı büyük,Türkiye'nin kazancı yok,kaybı çok.Bu mu Başbakan Erdoğan'ın win,win(kazan,kazan) politikası!


Obama soykırım demedi,büyük felaket dedi diye avunuyoruz,adam Ermenilere katliam yaptığımızı,büyük tarih bilgisiyle! anlattı,soykırım demese de o anlama gelen,Ermenilerin hoşuna gidecek,Ermenice soykırım anlamına gelen sözler
kullandı,bize de yaranamadı,Ermenilere de ;çünkü Ermeniler,Obama'dan seçimöncesi verdiği sözü tutmasını ve soykırımın İngilizce karşılığı olan, genocide sözünü kullanmasını bekliyorlardı. Başbakan,bu büyük felaket açıklamasını nasıl dengeli buldu,anlamak mümkün değil.Siyasiler,şu işi tarihçilere bıraksalar,tarihi yeni baştan yazmaya çalışmasalar gerçekler aydınlanır. Medyanın pohpohlamasından,Bush’un yaptıklarından sonra umut olmasından dolayı ülkemizde oluşan karaoğlan Obama sevdası da yavaş yavaş bitecek,takke düşüyor,kel görünecek.Bıktım artık soykırım şantajından,insanın soykırım dese de kurtulsak diyesi geliyor.ABD dedi diye torunlarımızı soykırım yaptık utancıyla yaşatacak bir tanımayı yapacak değiliz. Önce kendileri tarihle yüzleşsinler,Vietnam,Irak’ta yaptıklarından özür dilesinler,sonra biz tarihimizde hata varsa kabul edelim,ama bizim tarihimizde soykırım yok,Çanakkale savaşı,Kurtuluş savaşı gibi yokluk,yoksulluk,açlık,imkansızlık içinde emperyalist yedi düvele meydan okuyan büyük destanlar var.

Arda Girgin