Burada sinemadan tiyatroya,siyasete,spora,müziğe,mizaha kadar bir çok konuda görüşlerimi,yazılarımı,şiirlerimi paylaşacağım.Her yorum bir fikri temele dayandığı sürece değerlidir.Görüş,yorum ve eleştirilerinizi bekliyorum.
28 Ağustos 2011 Pazar
Ramazanlık-Bayramlık Bektaşi Fıkraları
27 Ağustos 2011 Cumartesi
Patrondan Kurtulma Sanatı Filmi İzlenimlerim
18 Ağustos 2011 Perşembe
Yapma Teoman,Bırakma Aman!
12 Ağustos 2011 Cuma
Can'dır Yücel
Hep doğum günü yazacak değilim,bugün de bir ölüm yıldönümünü yazacağım.12 yıl önce 12 Ağustos'ta aramızdan ayrıldı şair Can Yücel.
1-Avşa adasında üç daire, dört üçgen, beş dikdörtgen2-Gökyüzünde bi bulut3-Bitliste beş minare4-Bir yazlık biri kışlık iki platonik sevgili5-Büro mobilyası ve çelik kapı üreten bir fabrikanın öğle üzeri yaslanıp sigaraiçilen beyaz duvarı6-Islıkla da çalınabilen dört anonim türkü7-Palandökende bi palan, iki döken8-Kostamonu da üç kasto9-Üç fay hattı10-Bir çarşamba, iki perşembe, üç cuma11-Dünyada mekan12-Ahirette iman13-Denizde kum14-Uzayda yerçekimsizlik15-Bi çuval gazoz kapağı16-Bi kiprit kutusu sigara izmariti17-Onsekiz saç biti18-Biri ingilizce 6 adet küfür19-Yirmi tane boş naylon poşet20-Sevenlerin kalbinde kurulmuş bir taht21-Bi sürü saç sakal, kıl, tüy, yün22-Üç ayrı parkta üç ayrı belediyeye ait üç ayrı banka reklamlı bank23-Bi ayakkabı çekeceği24-Üç don lastiği25-İki büyük taş kütlesi 26-Bir adet ağaç gölgesi27-Üç kuş kanadı sesi28-Bi sürü kedi köpek29-Bi marmara denizi30-Camına yaslanıp seyredilen iki piliç çevirmeci31-Her aksam karıştırılan dört çöp bidonu32-Çalip çalip kaçılan beş melodili apartman zili 33-Nakit 15 lira34-Anne babadan kalma yarısı yaşanmış bi ömür... şeklinde açıkladığı malvarlığını miras olarak bıraktı.
''Sene 1943.*
Ankara Atatürk Lisesi’nin en pırıltılı iki öğrencisi
-birbiriyle canciğer- devlet bursuyla yurtdışında eğitime gidebilmek için, Milli
Eğitim Bakanı’nın makam odasına girerler. Bakan bakar çocuklara, “sen oğlum,
fazlasıyla hak ettin, gideceksin” der... Sonra öbürüne döner, “sen oğlum,
fazlasıyla hak ettin ama, gönderemem, kalacaksın” der. Çocuklar çıkar
odadan...*
“Kalan” elini cebine sokar, yıllardır biriktirdiği harçlıklarını
“giden”e uzatır, al bunu lütfen, hiç olmazsa amacımı kısmen gerçekleştireyim
der... Kucaklaşır, vedalaşır iki arkadaş.
*
Giden, Gazi Yaşargil.*
Kalan, Can Yücel.Milli Eğitim Bakanı’nın oğlu!''(Yılmaz Özdil-KPSS-Hürriyet) http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/15620973.asp
Lafını esirgemeyen,yeri geldi mi küfürü basan,göte göt demeyi bilen biridir Can Yücel.Can Yücel,yazılarında göt kelimesini kullandığı için mahkemeye verilir.Can Yücel mahkemede şu fıkrayı anlatır:Bir köyde ateşli bir hasta vardır,kasabadaki doktora götürülür.Doktor fitil verir,köylülere fitili anüsten vermesini söylerler.Köylüler tabii anüs nedir bilmez,koskoca devletin doktorunu aramaya çekinip muhtara haber verirler,muhtar doktoru arar.-Biz ne yapacağımızı bilemedik dohtor bey.Muhtar,köylülere döner:Makattan verin dedi dohtor der.Makat nedir,onu da bilememiş tabii köylüler,bu sefer ihtiyar meclisi toplanmış,yine biri aramış doktoru,çok kızacak doktor çok diye söylenmişler kendi aralarında... Sonunda doktoru arayan köylü,dedim ben size çok kızacak diye,götüne sokun dedi :Can Yücel,ne diyeyim hakim bey,bizim köyde göte göt derler diye bitirir savunmasını ve beraat eder.
Can Yücel'e bir televizyon programında bir öğrenci,soru sormuş olmak için sorar:Hangi takımı tutuyorsunuz? Can Yücel:Valla eşimle ben genellikle benim takımlarımı tutuyoruz.
Yine bir televizyon programında rahmetli Duygu Asena,Nazım Hikmet için kartpostal şairi demiştir.Can Yücel,televizyona bağlanarak Duygu hanım,kart sizsiniz,postal da size girsin diyerek telefonu kapamıştır.
Can Yücel'e sorarlar:Zeki Müren'e niye paşa diyorlar? Can Yücel:Paşalara ibne diyemedikleri için ibnelere paşa diyorlar.
Komünizmle ilgili bir tartışmada Can Yücel'e de fikrini sormuşlar. Can Yücel:Türkiye'de komünist olmak tüzük değil büzük ister.
Bir kadın;Can Bey, sizin hayranınızım der.Can Yücel:Yatalım o zaman.Kadın:Aşkolsun.Can Yücel:Aşk da olacak tabii...
Can Yücel birgün sarhoşken gökyüzüne bakar,Can Yücel'den şairane bir söz bekleyen arkadaşı sorar:Baba ne görüyorsun? Can Yücel:Çok sarhoşum,a.. koyayım.
Can Yücel'in Yeni Türkü tarafından bestelenen Başka Türlü Bir Şey şiiri ile yazıyı bitirirken ışıkla kal Can Yücel diyorum.
BAŞKA TÜRLÜ BİR ŞEY
Başka türlü bir şey benim istediğim
ne ağaca benzer, ne de buluta
burası gibi değil gideceğim memleket
denizi ayrı deniz,havası ayrı hava..
bir başka yolculuk dalından düşmek yere
yaşadığından uzun
bir tatlı yolculuk dalından inmek yere
ağacın yüksekliğince
dalın yüksekliğince rüzgarda
ve bir yeni ömür
vardığın çimen yeşilliğince
nerde gördüklerim
nerde o beklediğim
rengi başka tadı başka..
7 Ağustos 2011 Pazar
90 Dakikanın 25'ini Bitirdim

''Şöyle mis gibi eylülde ya da mayısta doğsaydım, dünyanın en muhteşem doğum günü partisini verebilirdim.
Fakat benim ve benim gibi ağustosta doğanların böyle bir şansı yok.
Düşünün:
Arkadaşların her biri bir yana dağılmış.
Kimi Bodrum'da, kimi Çeşme'de, kimi dünya turunda, kimi memleketinde...
Kimi arasan telefonu kapalı...
Telefonu açık olanlar da bambaşka âlemlerde...
Kimseyi bir araya getiremiyorsun.
Getirebildiklerinle de hep fazlasıyla eksik, hep fazlasıyla sönük, hep fazlasıyla başarısız bir kutlama ortaya çıkıyor.
Bir ara Twitter'da bu dramdan söz etmiştim.
Temmuz ve ağustos doğumluların hepsi aynı dertten yakınan feryatlarla yaklaştılar olaya.
O zaman ‘Ağustos ve temmuzda doğan zavallılar için bir parti' düzenleme fikri doğmuştu.
Sanırım o fikri yeniden ele almanın vakti geldi''.
Benim doğum günlerim de hep çadırda,karavanda geçti,hiç İzmir'de doğum günü kutlamadım,yazın doğmak,yaz çocuğu olmak böyle birşey herhalde...
William Shakaspeare,''hayat bir sahnedir diyor,insanlar girerler ve çıkarlar''.
Ben bu sahnede hepimizin birer figuran olduğumuzu ve rolümüzün yönetmene bağlı olduğunu,yönetmene sınırsız itaat ile bağlandığımızı ve bize biçilen senaryoyu oynadığımızı,hiçbirimizin son sahnemizi bilmediğini düşünüyorum.
Ben ayrıca hayatı 90 dakikalık bir futbol maçına benzetiyorum.Her dakikayı yıl gibi düşünürsek;kimisi 90 dakikayı tamamlar,kimi uzatmalara kalır,kimi ise maça erkenden veda eder.Ben 25.dakikayı tamamladım bu maçta,dakikalar hızla ilerliyor ve top yuvarlak,ne zaman ne olacağı belli olmaz,hakem de çok adil değil;kimini hiç sebepsiz maçın başında oyundan atıyor.
Hayat yaşla değil yaşamakla anlaşılır diyor Andre Gide.Bence hayatı anlamaya çalışmak beyhude bir uğraştır,anlayamayız ama anlamlandırabiliriz.
Hayat bir define avı değildir,hayatın kendisi bir hazinedir diyor Denis Waitley.Hayattan şikayet edenler,ondan olmayacak şeyler isteyenlerdir diyor Ernest Renan.Bu iki sözün anlamını ve önemini askere gidip gelmesem anlayamazdım.Askerdeyken hayatın hazine olduğunu anlıyorsunuz ve sivilde hayattan olmadık şeyler istediğimizi,gerçekleşmeyince şikayet ettiğimizi çok iyi anladım.Askerlik bu açıdan iyi bir okul oldu bana.Özgürlüğün ne kadar değerli olduğunu,servet verseler özgürlüğe değişmeyeceğinizi orada iyi anlıyorsunuz.
John Christian'a göre silgi kullanmadan resim çizme sanatına hayat diyoruz.Evet ne yazık ki silgimiz yok geçmişi silemiyoruz,hatalarımızı düzeltemiyoruz.Ancak Bernard Shaw,hata yapılarak geçirilmiş bir hayat,boşa geçirilmiş yaşamdan daha yararlı ve şereflidir diyor.
Ben yılların geçmesini niye kutladığımızı anlayamadığım gibi bir yıl daha yaşlanmamızı,hayatımızdaki bir senenin daha eksilmesini niye kutladığımızı da anlayamıyorum,ayrıca 1 yılı aşkın süredir işsizim,bir yaşıma daha işsiz girmem de kutlanacak bir durum değil!Yıllar geçtikçe de geçmişe özlemim,pişmanlıklarım,keşkelerim artıyor.Ama herşeye rağmen hayat güzeldir,yeter ki anlayalım,anlamlandıralım, kıymetini bilelim.
Not:Özlü sözler için Genç Gelişim Dergisinin verdiği Başarının Şifreleri kitabından yararlandım.
5 Ağustos 2011 Cuma
Cumhuriyet Halk Fıkrası

Seçimden önce yazmayayım,eleştirmeyeyim,
yıpratmayayım,AKP'nin ekmeğine yağ sürmeyeyim dedim.Seçimden sonra Twitter'da birkaç şey yazdım,CHP'lilerce CHP düşmanı ilan edildim.Oysa Baykal'ın başında olduğu Atatürk'ün CHP'sine 2007 ve 2009 seçimlerinde gözü kapalı oy vermiş biriydim.
CHP'de Baykal sonrası ciddi bir çizgi değişimi var,Baykal'ın Atatürk milliyetçisi çizgisini terk etmiş,BDP'ye yakınlaşmış durumda CHP,genel af diyor,özerklik diyor,kan kanla temizlenmez,terör silahla çözülmez diyor,Anayasadan Türk kelimesi çıkarılsın diyor,Mustafa Muğlalı'nın ismi kışladan silinsin diyor,BDP ağzı ile konuşuluyor.
Denizciler gitti,Sav'cılar gitti Sezgin'ler geldi, Mustafa Kemal'ciler gitti Gandi Kemal'ciler geldi,budur Yeni CHP'nin özeti.
Her kafadan ayrı bir ses çıkıyor CHP'de,rotası belli olmayan bir gemi gibi acemi bir kaptanın dümeninde savrula savrula gidiyor CHP.CHP ile uzaktan yakından ilgisi olmayan DSP'liler,Mümtaz Soysal'ın seçime bile giremeyen BCP'sinden insanlar,yetmez ama evetçiler,2.Cumhuriyetçiler,Sorosçular,Kürtçüler,Fettullahçılar paraşütle getirilip milletvekili yapılırken parti için gecesini gündüzüne katan 40 yıllık CHP'liler aday bile gösterilmedi.
Bu sonradan CHP'lilerden Binnaz,ben Türkiye'de şeriat tehlikesi olduğuna inanmıyorum dedi sırıta sırıta,CHP'nin laik seçmenin hassasiyetlerini hiçe sayarak!Ondan sonra tam seçim arifesinde Zincirlikuyu Mezarlığındaki ''Her canlı ölümü tadacaktır'' ayeti sinir bozucu diyerek bu defa dindar seçmeni karşısına aldı,CHP'yi din düşmanı gibi gören,gösterenlere malzeme verdi.
Sonradan CHP'li bir başka PM üyesi Enver,''Ne Mutlu Türküm Diyene'' söylemi otoriter bir anlayış ve talihsizlik dedi.andımız kalkmalı yerine Hrant Dink'in eşinin mektubu okunmalı gibi saçma sapan,CHP tabanına ters gelen şeyler söyledi,bir başka Yeni CHP'li PM üyesi Fettullah Gülen kanaat önderidir,ona karşı çıkan komünisttir dedi! Yeni CHP'den bu sözlerin hiçbirine tepki gelmedi.Habur'dan gelenlerin avukatı,PKK yandaşı Sezgin Tanrıkulu genel başkan yardımcısı ve milletvekili yapıldı.Sonunda seçime gidildi ve Baykal gelsin CHP tek başına iktidar olur diyenler duvara tosladı,fena çuvalladı.Demek ki işine geldiğinizde biz Mustafa Kemal'in CHP'siyiz,işinize gelmediğinde biz yeni CHP'yiz demekle,bir Gandi,bir Ecevit olmakla,içi boş Devrimci Kemal söylemiyle olmuyor bu iş!
Seçimden sonra tutuklu iki milletvekiliye sahip çıkmak adına yemin etmeme kararı aldı CHP,bana göre yanlıştı bu karar,BDP,Sezgin Tanrıkulu çizgisiydi bu,CHP mecliste yemin edip iki milletvekili için mecliste mücadele etmeliydi.Bir karar alındıysa da arkasında durulmalıydı.Başbakan tükürdüklerini yalayacaklar lafından çok geçmeden tükürdüğünü yaladı yeni CHP! İsa Gök gibi sözünün eri,onurlu milletvekili hariç tam kadro yemin etti.Başbakan da CHP diklendi ama dik duramadı diyerek şu Nasrettin Hoca fıkrasıyla alay etti CHP ile haklı olarak:'Kahvede bir masa sohbetinde yeni yemekler bulma fikri ortaya atıldı. Hoca bunu sonuna kadar dikkatlice dinledi ve gayri ihtiyari:- “Ben de bir defa kar ile ekmek yemeğini hazırlamıştım, ama o benim bile hoşuma gitmedi”.
CHP'nin Kemal Kılıçdaroğlu başkanlığında yaşadığı diğer fıkra gibi olayları da ben yazayım(Yürüyen merdivene ters binme,30 Ağustos'ta ve benzeri seremonilerde yaşanan ayağa kalkıp kalkmama tereddüdü,yaz tatilinde askerlik gibi komedilere girmeyeceğim):
1-Kemal Kılıçdaroğlu,referandumda halkı hayır oyu vermeye davet ederken kendisi oy kullanamadı.Böylece söylemleri ile benzeştiği BDP'nin boykot çizgisine gelmiş oldu.İnternette BDP, bilseydik ittifak yapardık açıklaması yaptı diye geyikler döndü.
2-Seçimden önce 29 ilde ön seçim kararı aldılar,Denizli'ye ikinci sıraya kontenjan koydular,bu kontenjanı kullanmadılar,YSK bu kontenjanın kullanılması gerektiğini açıklayıp uyarınca unuttukları(belki de cemaatten korktular) İlhan Cihaner'i aday göstermek geldi akıllarına birden,seçmen baskısıyla!
3-Genelbaşkan yardımcısı Sezgin Tanrıkulu,terör olaylarından sonra açıklama yaptı,partisi arkasında duramadı.Kemal Kılıçdaroğlu,''Herhalde internet ortamındaki kendi trafikleri içinde bir yoğunluk ya da aksaklık oldu. Bizim tavrımız yok'' gibi saçma sapan bir açıklama yaptı.
4-CHP Ankara il başkanı sabah istifa etti,istifası kabul edildi,öğleden sonra yeniden atandı.
Bunların hepsinin fıkradan farkı yok,daha nice fıkralık olay var yeni CHP'de, benim aklımda kalanlar bunlar sadece...Mustafa Kemal'in Cumhuriyet Halk Fıkrası,Gandi Kemal'in Cumhuriyet Halk Fıkrası oldu.
BDP özerklik ilan ediyor,kriz geliyor,yeni anayasa tartışmaları,şike operasyonu var,bir günde bir düzineden fazla şehit verdik,bay Kemal tatildeydi,tepki duymadık hiç kendisinden! Seçim meydanlarında ben hesap uzmanıyım diye caka satıyordu,Hesap Uzmanları Kurulu kaldırılıyor,ses yok,tepki yok beyefendiden,tükürdüğünü yaladı,yemin etti ya,iyi tatiller,aman tatilinizi bozmayın,iyice dinlenmeyi hakettiniz!Can Ataklı'nın yazdığı gibi yaz uykusuna yatıp, tükürdüklerinizi hazmetmeye mi çalışıyorsunuz?
Arda GİRGİN
http://bihaberport.blogcu.com/mustafa-muglali-olayi-ve-kilicdaroglu/8781816
http://bihaberport.blogcu.com/sav-in-onder-inizi-gitsin-sav-unmayin/9114825
20 Temmuz 2011 Çarşamba
Kıbrıs Barış Harekatı ve Kaddafi

Ne zamandır rüzgara karşı duran, aykırı bir Kaddafi yazısı yazmak istiyordum,kısmet bugüneymiş.Bu yazının Kıbrıs Barış Harekatının 37. yıldönümüne denk gelmesi iyi oldu.Kaddafi ile Kıbrıs'ın ne ilgisi var diyeceksiniz,anlatayım: